Bu haftaki konuğumuz Av. Hüseyin Ateş idi. Hüseyin Ateş, İngiltere`de masterını yapmış. Mezuniyetine çok az bir zaman kala bir afiş vasıtasıyla MEB`in yurt dışı programından haberdar olmuş ve sıfır İngilizceyle, İngilizceyi ve İngiltere`yi hiç sevmemesine rağmen programa başvurmuş ve kabul edilmiş bir hukukçu.

17039215_1243974975716559_8324012053808667926_o

Programda Av. Hüseyin Ateş’in değindiği önemli hususlar şu şekildeydi:

”Programa başvuru için herhangi bir İngilizce alt yapısı gerekmiyor. Yalnızca ALES skoruna ve üniversite ortalamasına bakılıyor. Bakanlık ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yazı göndererek var olan açıkları tespit edip ilana çıkıyor. Siz de mevcut ALES skorunuzla 10 adet tercih yapıyorsunuz, akabinde mülakat yapılıyor, tüm bunların sonucunda tercih ettiğiniz üniversitelerden birine yerleştiriliyorsunuz. İngilizceniz yoksa yurt içinde dil eğitimi alıyorsunuz, yeterli düzeyde ise yurt dışına ön eğitimsiz de çıkabiliyorsunuz.Programın belli başlı avantajları ve dezavantajları mevcut. Programın avantajlarına gelirsek; İngilizcenin var olmaması bizleri yalnızca Türkçe kaynakları takip etmeye itiyor. Bu süreç bakış açınızı tamamen geliştiren ve değiştiren bir süreç. Örneğin Türkiye`de belli başlı alanlarda iyi olarak nitelendirilen profesörler dünyanın 20 yıl gerisinde. Keza kütüphanelerimiz ancak ”kütüphanecik” vasfını taşımakta. Programla beraber arkadaş çevreniz ve fikirleriniz değişiyor. ”Türkiye`de niçin yüksek lisans yapılmamalı?” sorusu akla geliyor bu noktada. Yurt dışına çıkmak kritik değerlendirme, düz mantıktan kurtulma ve akademik çalışmalardaki copy -paste tutumunu değiştirme imkânı veriyor. Ülkemizde üniversite hocalarıyla görüşmek hocaların tutumuna bağlıyken yurt dışında bu bir zorunluluktur. Hukuk multidisipliner bir alan. Bu anlamda yurt dışına çıkmak diğer alanlardan arkadaşlar edinmenize ve onlarla çalışmanıza olanak sağlıyor, bir bakıma arkadaşlarınız süpervizör eksiğinizi gideriyor.”

”Türkiye’de ki hukukçuların Almanca takıntısına rağmen akademik anlamda önemli olan dil İngilizcedir.Program tam olarak oturmamış olduğu için belli başlı sıkıntılar mevcut. Evrak kaybı, ödemelerin gecikmesi vs. 2013`ten önce sekiz bine yakın FETÖ`cü bu programla belli başlı üniversitelere yuvalandılar ve ülke aleyhine propaganda yaptılar, ülkenin imajını düzeltmek bu noktada bizlere düşüyor.Program dahilinde üniversitelere kabul için CV de önemli. Yaptığınız akademik çalışmalar, yayınlar, sosyal etkinlikler ve güzel bir niyet mektubu CV ‘de yer alması kabul sürecinde etkilidir.Bu program yalnızca master endeksli değildir, masterı yurt içinde, doktorayı yurt dışında da yapabilirsiniz.Amerika hükümetinin Fulbright bursu da doktora ve master imkanı sağlayan burs programları arasındadır. Chevening bursu ise İngiliz hükümetinin master için sunduğu bir yıllık bir burs programıdır.İngiltere yahut Amerika’nın  burs programını tercih etmeyecekler içinse Slovenya, Macaristan, Finlandiya ve Meksika’nın burs programları mevcuttur.MEB bursunun en büyük dezavantajı bakanlığın gitmeden totalde 100 bin sterline varan bir kefalet senedi imzalatmasıdır.MEB programını kazandınız ve yurt dışına çıktığınız takdirde MEB okulun harcını ödüyor, aylık 1200 sterlin veriyor ve ayrıca yılda bir kere aylık bursunuz miktarında kırtasiye masrafınızı karşılıyor.Programın bir diğer koşulu zorunlu hizmettir. Yurt dışındaki eğitim süreniz bire iki oranında zorunlu hizmet olarak dönüş yapıyor. Programın her şeyinden yararlandığınız takdirde totalde 12 yıl zorunlu hizmete tabii oluyorsunuz.Programın sıkıntılarından biri de üniversitede ki tek sınav sistemidir. Yapılan tek sınav sonucu bütünlemeye  kalırsanız üniversite tez yazacak yetkinlikte olmadığınızı gerekçe göstererek sertifikanızla beraber sizi yolluyor”

”Zorunlu hizmet süresinde yaptığınız kaliteli çalışmalarla doğru orantılı olarak özel üniversitelerden transfer teklifleri, tazminatınızı ödeme sözleri gelecektir. Ancak bunun bir garantisi yoktur.Programın artılarından biri geriye dönük olarak bakanlığın eğitim aldığınız her bir günün primlerini yatırmasıdır.Yurt dışından döndüğünüzde bakanlık 3 ay içerisinde atamanızı yapmakla mükelleftir, aksi halde tazminat düşer.Programın avantajlarından bir diğeri normal şartlarda Türkiye`de YÖK kanunu gereğince akademisyenlik yaparken avukat olunamıyor. Ancak programla beraber bu yasaktan muaaf oluyor ve stajınızı tamamlayabiliyorsunuz.”

16903555_1243975002383223_8556738549942215691_o

Konuklarımıza ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkür ederiz. Bir sonraki hafta farklı konu ve konuklar ile Tea&Talks’ da görüşmek üzere!

 

Reklamlar