Bugünkü konuğumuz avukat ve aynı zamanda psikolojik danışman olan Mehtap Altıntaş idi. Mehtap Altıntaş, üniversiteye giriş sınavı sonrası ilk tercihi olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne, 1995 yılında yerleşmiş ve mezuniyetine kısa bir süre kala 28 Şubat dönemini yaşamış bir hanımefendi. Mehtap Altıntaş, kendisini tanıtmasının ardından genel olarak şunlara değindi:

17425015_1266862790094444_1186165756022389667_n

 

Bu dönemin en büyük problemlerinden biri ne yapacağını bilemiyor olmak. Ve en tatmin edilmeyen yönümüz; anlaşılma ihtiyacımız. Olduğumuz gibi kabul edilmek istiyoruz. Bunlar yaşamsal duygular. Anlaşılmak sevmekten farklıdır. İnsanlarla olan ilişkilerimizde bir şeyleri saklamak, göstermemek, idare etmek durumunda kalıyoruz. Bu durumda herkes biraz yalnızdır. Sosyal medya da bu noktada bir kaçış aslında. Hepimiz hayatımızda bizi anlayacak, hayatımızı kolaylaştıracak birini ararız ve hayatımızı birleştireceğimiz insana atfettiğimiz çok fazla özellik vardır. Bu noktada resmi tersine çevirip biz o insan olmalıyız. Bütün ilişkilerimizde yaşadığımız zorluklar bize sabrı öğretir ve o davranışlarımız bizim karakterimiz olur, herkese öyle davranmaya başlarız. Hayata ne kadar bencilce bakarsanız, ben nasıl buradan zararsız sıyrılırım diye düşünürseniz, kaçtığınız bütün yükler gelir sizi bulur. Ama yaptığınız şeyi hayatınız için anlamlı hale getirdiğiniz vakit hiçbir şey sizi yormaz.Hayatımın ilk 30 yılını hep başkalarına tahsis ettim. Ama yaptığım fedakarlık kimseyi mutlu etmediği gibi kimsenin saygısını da kazandırmadı bana. Otuz yaşımdan  sonra ise fark ettim ki kendi özel varlık alanınızı oluşturmalısınız.

Bugüne kadar danışmanlığımı yaptığım bütün davalarda gördüm ki boşanmaların temel sebebi sınır ihlalidir. Herkes birbirinin alanına izinsiz giriyor. Bütün ilişkilerimizi bozan şey aslında içimizde büyütüp söyleyemediklerimizdir. Bizim bu noktada toplum olarak temel problemimiz, çok samimi olmamız. İnsanlara karşı kendinizi beslediğiniz, büyüttüğünüz, hiç kimsenin dokunmadığı o alanı oluşturmalısınız. Her zaman için kendi iç referanslarınız olmalı. Bunun karşılığında göreceğiniz tepkiyi bilmeli ve karşılayabilmelisiniz.  Bir yaşam amacınız olmalı. Yaşam amacınız varsa yataktan kalkma şeklinizi bile o belirler. Yaşam amacınız varsa asla boşluğa düşmezsiniz. Belki o noktaya hiç gelemeyeceksiniz ama hep yolda olacaksınız. Şimdiki aklımı bana sağlayan şey aslında yürüdüğüm yolda karşıma çıkan zorluklar ve imtihanlardır. Sevdiğiniz bir alan seçin ve o alanda en iyi olmak için savaşın. Çok iyi yaptığınız bir uzmanlık alanınız olsun. Ama hayatınızı o alanda daraltırsanız yine mutsuz olursunuz. Seçtiğiniz alan kişiliğinizin tüm olumlu yönlerini kullanabildiğiniz, kendinizi besleyebileceğiniz bir alan olsun. Kendinizi tam anlamıyla tanıyor musunuz, bunu sorgulayın. Gerçek anlamda olduğunuz kişiniz yüzde yetmişinden henüz haberiniz yok. İnsan kendi potansiyelini biliyor olsa tamamen farklı bir hayat yaşıyor olurdu.

17361561_1266862610094462_2531604105807952104_n

Konuğumuza ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkür ederiz. Bir sonraki hafta farklı konu ve konuklar ile Tea&Talks’ da görüşmek üzere!

Reklamlar